Hayat Uzun Gamadır - Antikırılgan Girişimci Olmak

Bir şeyin farkına vardım: Hayatta en sert darbeyi yemek değil mesele. O darbeyi yedikten sonra hangi versiyonun olarak ayağa kalktığın.

Bu sahneyi bir hatırlayın.

İlk işimi kurduğumda, bütün riskimi tek bir karta yatırmıştım. Tek gelir kaynağı, tek model, tek strateji… Kırılgan bir yapı. O zamanlar bilmiyordum ama, aslında karton bir ev yapıyormuşum. Ve ilk fırtınada uçtu gitti.

Ama garip olan şu; işim gitti, ben güçlendim. Çünkü o yıkım bana şunu öğretti: Bazı darbeler seni yıkmaz, seni yeniden inşa eder.

Nassim Taleb buna Antikırılganlık diyor. Dayanıklı olmak başka bir şey. Dayanıklılık, darbeye rağmen aynı kalmak demek. Antikırılganlık ise, darbelerden sonra daha da güçlenmek.

Girişimciysen bu kavram altın değerinde. Çünkü girişimcilik kısa bir koşu değil.
Hayat uzun gamadır. Her kayıp, her kriz, seni bir sonraki seviyeye hazırlayan ağırlık antrenmanı gibi.

Ama çoğu kişi bu antrenmanı sevmiyor. Düşüyor, sinirleniyor, oyunu bırakıyor. Halbuki olay tam orada başlıyor. Orada karakterin, stratejin, iş modelin yeniden şekilleniyor.

Bunu anlamam zaman aldı. İlk yıkılışımda sadece “daha çok çalışmam lazım” dedim. Yanlış cevap. Daha çok çalışmak, daha kırılgan bir sistemi sadece daha hızlı yıpratır.

Doğru cevap şu: Kırılgan olanı bırak, antikırılgan olanı inşa et. Gelirini çeşitlendir. Varlık basamaklarını tırman. Küçük risklerle büyük fırsatlar dene. Darbelerden kaçma, onları kendi tarafına çek.

Ben bunu yapmaya başladığımda… Her şey değişti. İşlerim daha sakin ama daha kârlı. Düşüşler artık beni korkutmuyor, çünkü biliyorum ki her düşüşten sonra daha sağlam kalkıyorum.

Ve fark ettim ki… Girişimci için başarı, kriz yaşamamak değil. Krizi bir sonraki sıçrama tahtası yapabilmek.

Hayat uzun gamadır. Önemli olan oyunda kalmak değil… Her elden sonra biraz daha güçlenerek devam etmek.

Görüşürüz.
– Umut Yeşilyayla