İşler Neden Yolunda Gitsin ki ?

İşler Neden Yolunda Gitsin ki ?
Photo by Khachik Simonian / Unsplash

Çok ilginçtir, kendi işimi kurduğumdan beri son 1-2 seneye kadar, sürekli işleri yoluna sokmaya çalışırdım :) Neden?

Neden işler yolunda gitsin ki?

İşlerin yolunda gittiği veya gideceği bir çok işi bırakıp kendi işimizi kuruyoruz ve işleri yoluna sokmaya çalışıyoruz. Ne ilginç...

Hayat değişimden ibaret. Hayatın büyük bir kısmı sabitlendiğinde bir yanlışlık olabilir diye düşünüyorum. O anlarda da “kurgu yıkıcı” hareket ediyorum.

Kurgu yıkıcı ne demek benim için? Basit:

  • Kafamdaki kutsal varsayımları masaya koyup tek tek sorguluyorum.
  • Küçük denemelerle ilerliyorum; tutmuyorsa yönü hızla kırıyorum.

Şunu fark ettim: “Yolunda” ile “ileride” aynı şey değil. Yolunda olan durağan; ileride olan hareket halinde. Ben hareketi seviyorum. Çünkü hareket bereket getiriyor.

Rahatlık tuzak gibi. Rahatlayınca öğrenmem yavaşlıyor. O yüzden kontrollü risk almayı seçiyorum. Kaos peşinde değilim; esnek bir sistem kurup içinde deneye deneye ilerliyorum. Düne göre daha net bir hedef, daha iyi bir teklif, daha sağlam bir hipotez… hepsi küçük kırılmalarla geliyor.

Sonunda ne oluyor? Yol aramıyorum, yol açıyorum. Bir noktada fark ediyorum ki “işleri yoluna sokmak” kendiliğinden olmuş; çünkü yeterince bozup yeniden kurmuşum. Düzen, ilerlemenin yan ürünü haline geliyor.

Kendime bugün de hatırlatıyorum: Yol, bazen düzeltmekle değil; dağıtıp yeniden inşa etmekle bulunuyor. İyi şeyler çoğu zaman tam o kırılma anından sonra geliyor.

Benim için hayat fazlardan oluşuyor; kimi dönem tamir ve ayar zamanı, kimi dönem ise yeni sistemi kurma zamanı.

Ben böyle düşünüyorum.