Ne yazsam bilemedim.

Ne yazsam bilemedim.
Photo by Kelly Sikkema / Unsplash

Yazmak üzerine yazıyım bence nasıl fikir?

Tüm yoğunluğun arasında, tüm işlerimizi hızlı ve acele ile yapmaya çalıştığımız bir dönemde durup bir şeyler yazmak. Hele onca yapay zeka araçları, write tooları arasındayken hiç birini devreye sokmadan sadece boş bir sayfa ve kendinle baş başa kaldığın o anı konuşalım mesela. Her şeyin bu kadar hızlı aktığı bir anda durup bir şeyler yazmak... Gerçekten yazmalı mı insan?

Yazmak insanlığın geliştirdiği en güzel şey olabilir. Düşüncelerini aktarabilmek çok değerli. Bir şeyler yazmak aslında sadece kelimeleri yan yana getirmek değil. Kendinle konuşmanın, içindeki sesi duyurmanın bir yolu. Yazarken, zihnimizde dağınık halde dolaşan o düşünceler, duygular bir araya geliyor. Belki de yazının en büyük büyüsü burada, içimizdeki karmaşayı bir düzene, bir ahenge kavuşturması.

Bazen yazmak, kendimizi anlamanın tek yolu oluyor. Günün koşuşturmacasında dile getiremediğimiz şeyler, kâğıda döküldüğünde sanki daha anlaşılır hale geliyor. Bir bakıma yazı, insanın kendiyle kurduğu en dürüst ilişki. Çünkü orada rol yok, hız yok, başkalarının beklentisi yok. Sadece sen ve kelimelerin var.

Ben son 2-3 seneye kadar yazmanın ve not tutmanın gücünü anlayana kadar tüm öğrencilik hayatım boyunca not tutmayan, 4-5 sene boyunca tek defter ve tek kalemle okul hayatını bitirmiş, yazmayı adeta angaryalık sanan biriydim. Yazmak bana gereksiz bir eylem gibi gelirdi. Ama sonra fark ettim ki aslında yazmadığım her gün, zihnimden geçenleri unutmaya, hislerimi kaybetmeye bırakmışım. Yazının değerini ancak onu kaybettikten sonra anladım.

Belki de bu yüzden, yapay zekâların ya da teknolojinin kopyalayamayacağı bir şey yazmak. Çünkü yazmak, insanın varoluşuna dair en kişisel izlerden biri. Parmak izimiz gibi benzersiz. O yüzden yazmalı insan. Kendine, başkasına, geleceğe bırakmak için…

Ve belki de en önemlisi şu, yazmak, hatırlamak demek. Hayatı, anı, kendini. Yazmazsak kaybolup giden şeyleri bir daha bulamayabiliriz. Ama yazdığımızda, kelimeler onları hep saklar, hep yeniden hatırlatır.

Şu an durup düşüncelerimi yazabiliyorsam bunu, 1-2 müşteri ile yönettiğim danışmanlık sürecime, varlık basamakları zihniyetime ve bir sokak pazarlamacısı olmama borçluyum... Bir gün belki sende sokak pazarlamacısı olabilirsin. Ne dersin? -> Topluluğumuz.

Yazan Umut Yeşilyayla